> özgeçmiş...
izmir doğmak için güzel bir şehir. bu nedenle henüz nüfusu 650 bin kişi iken...

...babamın görev icabı bulunduğu izmir'de kasım 68'de doğdum.

70 gediz depremi sonraki iki yıl boyunca da şehri sallamaya devam edince bir de üstüne üstlük evimizin tam karşısındaki turyağ tesisleri patlayınca 72'de istanbul'a geri döndük. gariptir seneler sonra arc için aynı şehirde deprem araştırması yaptım. umalım ki, 70 yılında olduğundan daha çarpık bir kentleşmesi olan güzel izmir'de, böyle bir deprem olmasın.

türkiye hala 67 il ve bize anlatıldığı haliyle kendi kendini besleyen yedi dünya ülkesinden biriyken ilk, orta ve liseyi istanbul'da bitirdim. tarih, coğrafya, edebiyat ve fen en sevdiğim derslerdi, biri hariç…

liseden mezun olurken matematik hocam bu bilim dalıyla hiç uğraşmamam için benden söz aldı. seneler sonra aynı okulda oy kullanmaya gittiğimde seçtiğim mesleği öğrenince biraz üzüldüyse de sarılıp öpmesi keyif verdi tabi. buradan sevgiler ibrahim hoca'ya...

80 ihtilalinde eskişehir seyitgazi'de bir aile ziyaretindeydik. tam yola çıkacağımız gündü, sokağa çıkma yasağı alındı, şehirlerarası seyahatlere süresiz ara verildi. haftasına okullar açılacaktı. sevinmiştim bu yasağa. sonraki yıllarda aslında ne büyük sıkıntılar çekeceğimizi anlayamamıştım henüz.

lise'de fen bölümünü bitirdim. fen kursuna gittim. kendimi bildim bileli istediğim gibi tıp için hazırlanıyordum. hatırlayan var mıdır aranızda bilmem ama, bir türlü unutmayı başaramadığım 8745406346 kayıt numarasıyla girdiğim sınavda hiç tıp tercihim yoktu.

o zamanlar savaş ay henüz savaş muhabiriydi ve sınavdan hemen önce nick nolte'un 82 yapımı "under fire - ateş altında" filmini seyretmek de beni çok etkilemişti.

böylelikle, 91 yılında i.ü. byyo gazetecilik ve halkla ilişkiler bölümünden, 93'de ise i.ü. sbe radyo televizyon yüksek lisans programından mezun oldum.

üniversiteye girince, biraz hüsrana uğradım açıkçası. gazeteciliği öğreteceklerini sanmıştım ama olmadı. bir arife gazetesinde redaktör olarak çalıştım. seçim arifesinde çıkan gazetelere böyle deniyor. bir sabah gazeteye geldiğimde, aynı gün içinde hem manila hem de washington'dan bildirdiğimi görünce, bu kadarı fazla dedim ve ayrıldım. haberleri hala saklarım.

üniversite yaşantımın ilk yedi dönemini, okulda öğretilmeyen ne kadar bilgi varsa öğrenmek için kitap okuyarak geçirdim. kendi okulumu ise sekizinci dönemde kırkiki dersi birden vererek bitirdim. okula bu kadar çok gidince de orada çalışmaya başladım. bir arkadaşımla birlikte araştırma grubu kurduk. sonradan dekan olan müdürümüzün dikkatini çektik. 91 yılında bizi araştırma görevlisi yaptılar. oda verdiler. ama hiç gidip oturmadık. araştırmayı öğrenmeye adadık kendimizi. rahmetli babam annemle beraber okula ziyarete gelip bana kıyafet, yiyecek getirirdi.

sonra, fakülte olan okulumuzun dekanı, trt genel müdürü olunca ankara'ya gittik. yoğun günlerdi. eşimle çıktığımız balayından sonra yeşim istanbul otobüsüne ben ise ankara otobüsüne binmiştim. sonraki yıllar hep bu tempoyla geçecekti. kızım janset nehir 2005 su defne ise ancak 2006 yılında aramıza katılabildi.

bir yıl kadar trt bilgi işlem dairesinde çalıştım. bilgi işlemde saygı duyduğum insanlarla birlikte güzel bir deneyimdi aslında. ancak, sanırım devlet memurluğu bana göre değildi. 94 yılında her iki görevimden birden istifa ettim.

aynı arkadaşımla bir araştırma şirketi kurduk. ancak, kendini araştırmacı sanmanın araştırmacı olmaktan çok farklı olduğunu anladık. daha sonra prnet şirketinde araştırma grubunu kurup yönettim.

lotus 123 ve pw'den beri ve son 18 yıldır araştırma sektöründe çalışıyorum. her zaman araştırma'nın mutfağını vitrininden daha çok sevdim. türkiye'yi baştan başa dolaşmaya ve insanların neler düşündüğünü ilk öğrenen olmaya aşık oldum.

araştırma'ya çok inandım. araştırmanın araştırılması gerektiğine ve büyük emek istediğine; iyi araştırmacı olmanın yolunun, araştırma yaptığı alanı çok iyi tanımaktan, yaratıcılıktan ve bir uslup sahibi olmaktan geçtiğine ve en önemlisi araştırmanın kendine özgü bir estetiği olduğuna inandım. hala da inanıyorum. bu nedenle kendime araştırmacı demem 15 senemi aldı. araştırmacılar derneği, esomar ve wapor’a ise ancak bu süreden sonra üye oldum.

mesleğimin dikey kariyer basamaklarını "yeni araştırmacı", "deneyimli araştırmacı", "iyi araştırmacı" ve "çok iyi araştırmacı" olarak tanımladım. idari kariyeri ise meslekten ayrı tuttum. ama deneyim ve yaşınızı saklamanız elbette ki çok zor. halen prnet kuruluşunda başkan vekili, 2yaka kuruluşunda ise danışman olarak çalışıyorum. ayrıca kktc cumhurbaşkanlığına ise araştırma danışmanlığı veriyorum. hedefim ise her zaman olduğu gibi "çok iyi araştırmacı" olmak.

en güzel günler sizlerin olsun.

Araştırmaya çok inandım. Araştırılması gerektiğine ve büyük emek istediğine.

Text Box: gizer
> ana sayfa
> home page